aşk bir korsedir

16/5/2008 ·


aşk bir korsedir. niye bu kadar kıymetli olduğunu anlayabilmek için haddinden fazla şişman olmak gerekir.

senebesene katman katman çoğalmış, vıcık vıcık yayılmış, pelte pelte yığılmış yağları sarıp sarmalar, hizaya sokar. ve sonra da geçip karşısına kendi eserinin, seyrine bakar kudretinin.

aşk bir hayal taciridir. kıyıda köşede kartlaşmış hayalleri çekip çıkartır, yıkayıp paklar, allayıp pullar ve terütaze sıfatıyla sahibine kakalar. aşk insanı güzelleştirir. görüntülerle oynar pervasızca; yani sıfatlarla, yani aynalarla. küskünleri aynalarla barıştırır, yalnızları aynalarla çoğaltır.

aşk bir korsedir. gün gelir, hiç beklenmedik bir yerde, hiç beklenmedik bir anda, atıverir çıt çıtlarından biri yahut çözülüverir iplikleri. neler olup bittiğini anlamaya vakit kalmadan, korsenin cenderesinden kurtulan yağlar sürüsepet dışarı çıkmıştır çoktan. o keşmekeşte, göz açıp kapayıncaya kadar eski haline dönüverir gövde. aşk bir korsedir. niçin bu kadar kısa sürdüğünü anlayabilmek için haddinden fazla şişman olmak gerekir.

Elif Şafak

Yorum (0) Yorum yaz!

Birbeyazkelebek

21/4/2008 ·


Kurumuş rengi bakıra çalmış, bir bahar sonu kırgınlıklarım var içimde

İçimden içime, düşlerimden gecelerime, gecelerimden gündüzlerime... uçurduğum turnalarım var..

seher vakti kavak yelleriyle salınan, salındıkça cama tık’layan; beni benden alıp bilmediğim diyarlarda bana öyküler yaşatan düş kanatlarım var

turnalar uçarken, başımdan allı yazmalar düşer...

ben düşerim; toprak, kokusunu salar içime; içim ürperir, hasret türküleri yakar..

sen masal uykularındayken gönderilmiş beyaz güvercinler uçuşur etrafımda

çırp çırp kanat sesleri; çırp çırp... çırp çırp...

ben buralarda bilmem ki hangi uykunun hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı..

bir beyaz kelebek olur umut, avuçlarıma konan!


revnakı güzelliğinin, tüm zamanlarımı doldurduğunda

en onulmaz derdin tam orta yerine düştüğümün idrakinde değildim elbet

kimseye düş bahçelerimden geçen katarların ağırlığını duyurmadım

duymayın da artık beni...

bundan sonrasında mı lâl rengi masallara yelken açacağız Şiraze?

lâl olup lâl’e mi boyanacağız Şiraze?

gözümüzden akan lâl, gönlümüzden taşan lâl...

hepsinin içinde ben de bir lâl...

(şirazeden şirazeye mektuplar)

 

Yorum (2) Yorum yaz!

denizin kıyısındayım

21/4/2008 ·


"Denizin kıyısında durmuşuz, ayaklarımızı suya salmışız. Sen diyorsun ki 'şu ilerideki elli beşinci dalgaya yüzelim birlikte. Bak o dalga ne kadar güzel!' Ben de 'hangisi?' diye soruyorum. Daha sorumu bitirmeden yer değiştirmiş oluyor senin işaret ettiğin dalga. Bak artık söylediğin yerde değil. Elli beşinci değil de otuz beşinci olmuş şimdi. Giderek yaklaşıyor. Yani zaten o bu tarafa geliyor. Gelirken de elbet bir şeyler getiriyor yanında. Şimdi onünde iki seçenek var. Ya atlayacaksın denize, dalgaları filan unutup, sen de bir katre olacaksın onun içinde. Ya da kıyıda durup, bekleyeceksin. Dalgaların kıyıya vurup, parçalanmasını seyreyleyeceksin. O zaman da onlar birer katre olacak gözlerinin önünde. İki türlü yaşanır hayat eğer bir şeye benzeyecekse. Ya kendini yok edeceksin hayatın içinde, ya da hayatı yok edeceksin kendinde."

Yorum (2) Yorum yaz!

...

19/2/2008 ·



Melal de aşkın bir çehresidir. İster neşe, ister hüzün; ister coşku, ister keder; aşkın gözündeki körlüğün belirtisidir. Yusuf da görmemişti hani Zeliha'yı da unutmuştu zavallıyı. Belki de unutturulmuştu ona. Zİndanlarda kaldıktan, peygamberliğe erdikten çook sonradyı. Zeliha'nın kocası ölmüş, hali perişan olmuş düşkün bir halde, Mısır'ın kenar mahallelerin gecekondularında yaşardı.

 Öyle bir zamanda Yusuf'a sordular:
"Ey Zeliha'nın gönlünü alıp onu perişan eden, o senin yüzünden acze düştü, yarsız kaldı da sen onu hasta bıraktın, derdine derman olmadın. Onun gönlünü kaptın.. Geri versen ne olur?!..Buna kadirsin de üstelik.."
Yusuf iç geçirip cevap verdi:
"Ben o zavallı kadının gönlünü çelmedim. Bunun için bir şey yapmış değilim. Ne onun bana gönül verdiğinden haberdar idim, ne gönlünü çelmeye kastettim. Onun gönlüyle işim olmaz benim.."

Zeliha'ya varip bunu söylediler. Halbuki o, Yusuf'tan bir haber getirene ya bileziğini ya gerdanlığını vermedeydi; bütün servetini onun haberini getirenlere harcamış, böyle böyle düşkün olmuş, Mısır azizinin hanımı iken dilenci kalıbına girmişti. Ağladı ve şöyle karşılık verebildi:
"Ey dost!..Sen de bunu söylüyorsun ya.. Bu söylediğin bana vermediğin gönlünden daha katı geldi şimdi. Oysa ben yirmi yıldır kendi gönlümü sende kaybetmiştim."
O zaman yanındakiler haline acıdılar ve teselli için sordular:
"Yusuf senin gönlünü nasıl çaldı?!.. Doğru söyle, gönlün sendeyse ve buna rağmen Yusuf'tan gönül istiyorsan, bu söylediğin doğru olamaz, naz yapıyorsun demektir. Çünkü bir aşığın kendi gönlünden bahsetmesi riyakarlıktır."
Zeliha yemin edip dedi ki:
"Bedenimdeki son tüye kadar her şey gönlümden haberisz.Nasıl aşık oldu gönlüm, aşık olunca ne yaptı, nereye gitti.. Hiç.. Hiç bilmiyorum.."

Yusuf'a tekrar varıp sordular:
"Zeliha'da gönül yok, onun gönlü sende olmalı."
O zaman Yusuf, Allah ile olmadaydı, itiraz etti:
"Zeliha dediğiniz de kimdir sizin? Kendi gönlünden haberdar olmayan kişi nasıl olur da başkasının gönlüne yol bulabilir?..
İskender Pala-Aşkname

Yorum (2) Yorum yaz!

Kar

18/2/2008 ·



Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip geçer
Her affın içinde bir intikam gelir gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın
Sezai Karakoç

Yorum (0) Yorum yaz!

Aşk bizim yitiğimiz..

31/1/2008 ·



Aşk gerek bize, başkası değil...

"Aşkın mezhebi yetmiş iki dinden ayrıdır. Padişahların tahtları onun gözünde tahta parçalarından başka bir şey değildir." diyordu Rûmi. Dünya girdi aşk ile aramıza. Ve bildik bir kere daha, "dünya aşkın katilidir"!


Bırak, bütün dünya sözleri yarım kalsın, biz aşktan konuşalım. Yani susalım... "Aşk söze sığmaz" dedi bilge... İstemekle anlaşılmaz, bir denizdir ki dibi görünmez. Aşk, denizi bir tencere gibi kaynatır; dağı ezer, kum gibi ufaltır... "Bil ki..." dedi bir başkası, "Sevgi makamı çok şerefli bir makamdır." Öyleyse neden bu beyhude oyalanış, dünya zindanında? Binelim mumdan kayıklara ve geçelim ateş denizlerini.


Aşktan başka saltanat arayan, ne yaman aldanıştadır! Aşka düşen, saadete değil ıstıraba yazılmıştır. Mutluluk aranacaksa yeryüzünde, aşkın cefasında saklıdır.


Aşkı tarif etmeye kalkışanın vay haline..
Hiç bal görmemiş ve tatmamış birine, balın tadını tarif etmek ne mümkün! Yunus der ki "kıymetli nesnedir aşk"... Hem devletli, hem hikmetli.
Kayaları söyletir, kuvvetli nesnedir aşk.

Varsın dostu toylasın, lezzetli nesnedir aşk.


Biz bu bahar hep aşktan konuşacaktık, konuşacağız... "Aşkın Aslı"nı okuyacağız, açıp kitabından.

Buhranları ancak aşk dağıtır, çatlakları birleştirir, kalpleri tamir eder. Büyük tamircidir aşk.

Biz yine ve hep aşktan konuşuyoruz.

Aşktan büyük bir medeniyet olmadığını bilerek.

Hangi saltanat doldurabilir bakışının bıraktığı boşluğu... Aşkın önünde hangi saltanat durabilir?

O büyük boşluk, duruyor işte orada.

Sultanını bekleyen bir saray gibi...

Biz şimdi aşktan konuşuyoruz. Aşk muhtırası bu, sözün narçiçeği! Dünyaya değil, aşka inananların bildirisi. Herkes su içebilir mi aşkın denizinden?

Hayır, diyordu Bachmann: "Çünkü aşk, bir sanat yapıtıdır." Biz, o yapıtın ebedi öğrencileriyiz.

Zavallı saltanat kavgası, zavallı komik tiyatro.

Maskeleri düşünce ne çirkin oluyor yüzler. Faşizm, ebedi bir kötülük olan suratını gösteriyor usanmadan. Canları cehenneme!

Aşktır bizim yitiğimiz.

"Aşk gelicek cümle eksikler biter!"

AliÇolak

Yorum (2) Yorum yaz!

HuzurNdarem

31/1/2008 ·

www.kalbimingulenyuzu.blogcu.com sizlerle 

Yorum (0) Yorum yaz!

EN Derin Noktasında Okyanusun..

28/1/2008 · Kategori: Cay Bahcesi

 

En derin noktasında okyanusunyüzüne bırakılan inci tanesinin dibe inmesi için geçmesi geçmesi gereken zaman kadar hızlı, bir o kadar da sakin oldu seni sevişim.. gri gökten deniz üzerine dökülüşüne kimsenin hayret etmediği bir kar tanesi kadarkolay bir kaderle girdi benim hayatıma..söz geçiremediğim düşünceme kendimi hiç düşünmeden terk ettim..tüm perdelerimi indirdim. bir isim olarak çit sarmaşığı anlamıylabütün varlığımı teslim alan aşka kendimi itirazsız verdim. gönüllü bu anlaşmaya evet dedim. bir uçuruma kadaraçılacak karanlığın ortasına böyle kolay düşüverdim....

Nazan Bekiroğlu-isimle ateş arasında

Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »